| Back | Index | Next |
m. 1657- eğer sünnet yeri kadar dahil olup olmadığından şüphe ederse orucu sahihtir. aleti kesilmiş bir
kimse ise dahil olup olmadığında şüphe ederse orucu sahihtir.
m. 1658- eğer oruçlu, istimna, yani kendisinden meni getirtecek bir iş yaparsa orucu bâtıl olur. ama elinde olmaksızın ondan meni gelirse, orucu bâtıl olmaz. fakat bir iş yapar da bu iş yüzünden elinde olmaksızın ondan meni gelirse, orucu bâtıl olur.
m. 1659- oruçlu kimse gündüz uyuduğu takdirde ihtilam olacağım bilse de yani uykuda kendisinden meni geleceğini bilse de uyuyabilir. uyursa ve ihtilam olursa orucu sahihtir Özellikle de uyumayı terk etmek zor olursa.
m. 1660- ihtilam olan oruçlu kimse, idrar edebilir. istibra bahsinde bildirildiği gibi istibra da yapabilir. ancak bevl veya isbibra yaparken mecrada kalmış meninin çıkacağını biliyorsa ve gusül de yapmışsa istibra yapamaz ve eğer oruçlu kimse, meni geldiği halde uykudan uyanırsa, meninin dışarı çıkmasını önlemesi gerekmez.
m. 1661- ihtilam olmuş bir oruçlu, mecrada meni kaldığını ve eğer gusülden önce idrar etmezse, gusülden sonra meninin dışarı çıkacağını bilirse; gusülden Önce idrar etmesi daha iyidir.
m, 1662- meni çıkması kastıyla bir iş yaparsa, eğer meni gelmezse orucu bozulmaz.
m, 1663- oruçlu bir kimse, meni getirmek kastı olmaksızın biriyle oynar ve şakalaşırsa, eğer böyle şakalarla meni gelmeye alışkın olursa ondan meni çıktığı takdirde orucu batıl olur ve eğer böyle şakalarla meninin gelmesine alışkın değilse ve tesadüfen ondan meni gelirse yine orucu
batıldır. fakat meninin dışarı çıkmayacağına emin idiyse orucu batıl olmaz
s- allah ve peygambere yalan isnat etmek;
m. 1664- oruçlu kimse, sözle, yazıyla, işaretle veya diğer herhangi bir şeyle allah'a, peygambere ve on iki masum imama, bilerek yalan bir söz isnat ederse, ondan sonra hemen, "yalan söyledim" veya "tövbe ettim" dese bile orucu bâtıldır. ihtiyaten farz olarak, hazreti fâtimetuz- zehrâ - selamullahi aleyha, diğer peygamberler ve onların vasileri de aynı hükümdedirler.
m. 1665- bir kimse, doğru veya yalan olduğunu bilmediği bir rivayeti nakletmek isterse, ihtiyaten farz olarak o rivayeti işittiği kimseden veya okuduğu kitap dan nakletmelidir. bununla birlikte kendisi de kesin bir şekilde söylerse her ne kadar o rivayetin yalan olduğuna zannı veya ihtimali olsa bile orucu batıl olmaz.
m. 1666- doğruluğuna inandığı bir sözü allah veya peygamberden nakleder, sonradan da yalan olduğunu anlarsa, orucu bâtıl olmaz.
m. 1667- allah'a ve peygambere yalan bir sözü isnat etmenin orucu bozduğunu bilir ve yalan olduğuna inandığı bir şeyi onlara isnat eder, ama, sonradan söylediği şeyin doğru olduğunu anlarsa orucu sahihtir.
m. 1668- başkasının uydurduğu bir yalanı bilerek allah'a, peygambere ve masum imamlara isnat ederse orucu bâtıl olur; ancak o yalanı uyduranın dilinden naklederse sakıncası yoktur.
m. 1669- oruçlu bir kimseden "peygamber (s.a.a) böyle bir şey buyurmuş mudur?" diye sorsalar; o da "hayır"
demesi gereken yerde kasten "evet" veya "evet" demesi gereken yerde kasten "hayır" derse, orucu bâtıl olur.
m. 1670- hakikaten allah ve peygamber'e ait olan bir sözü naklettikten sonra "yalan söyledim" derse veya gece onlara bir yalan isnat edip onun sabahında - oruçlu olur- ve "dün gece doğru söyledim" derse, orucu bâtıl olur.
6- boğaza yoğun toz kaçırmak:
m. 1671- boğaza yoğun toz kaçırmak orucu bâtıl eder; ister yenmesi hela! olan bir şeyin tozu olsun -un gibi- ister yenmesi haram olan bir şeyin tozu olsun -toprak vb. gibi-.
m. 1672- oruçlu kimse, yoğun buharı, sigara, tömbeki ve benzeri şeylerin dumanını ihtiyaten farz olarak boğazına kaçırmamalıdır. sigara tiryakisi olanların da oruç tutmaları farzdır; ancak gündüz sigaradan kaçınamayacak kadar şiddetli tiryaki olurlarsa ve sigarayı terk etmek onlara halsizlik, aşın güçsüzlük ve tahammül edilemeyecek bir meşakkat getirirse, bu durumda da ihtiyaten farz olarak oruç tutmalıdırlar, fakat zaruret miktarınca sigara kutlanabilirler ve oruçları da sahihtir, kaza etmeleri de gerekmez fakat zaruret miktarınca kullanmak isterlerse gizlice olmalı ve açıkça olmamalıdır.
m. 1673- eğer dikkatsizlik sebebiyle toz, buhar, duman ve benzeri bir şey boğaza kaçırtırsa, boğazına ulaşmayacağına emin idiyse orucu sahihtir. eğer, oruçlu olduğunu unutur ve dikkat etmez veya elinde olmayarak toz ve benzeri bir şey boğazına kaçarsa orucu sakıncası yoktur.
m. 1674- eğer oruçlu kimse bilerek kafasının tamamını suya daldırırsa; vücudunun geri kalan kısmı sudan dışarıda olsa bile, ihtiyaten farz olarak o orucun kazasını tutmalıdır. fakat vücudunun tamamı suya girmiş olduğu halde kafasının bir miktarı dışarıda kalırsa orucu bozulmaz.
m. 1675- eğer kafasının yansını birinci defada suya daldırır, kalan yarısını da ikinci defada suya daldırırsa orucu bâtıl olmaz.
m. 1676- kafasının tamamının suya girip girmediğinden şüphe ederse orucu sahihtir.
m. 1677- kafanın tamamı suya girdiği halde saçların bir kısmı dışarıda kalırsa, orucu bozulur
m. 1678- oruçlu kimse, ihtiyaten farz olarak kafasını gülsuyuna batırmamalıdır; ancak diğer muzaf sulara ve diğer sıvı şeylere daldırmanın sakıncası yoktur.
m. 1679- eğer oruçlu kimse elinde olmayarak suya düşer ve başının tamamı su kaplarsa veya oruçlu olduğunu unutur da başını suya sokarsa orucu bâtıl olmaz.
m 1680- eğer suya düştüğünde genellikle kafası suya dalıyorsa ve bunun farkında olarak suya atlarsa ve başını su kapsarsa orucu bozulur.
m. 1681- oruçlu olduğunu unutarak kafasını suya daldırırsa, veya başka birisi zorla kafasını suya daldırırsa; eğer suyun altında oruçlu olduğunu hatırlarsa veya o kimse elini çekerse hemen başını dışarı çıkarmalıdır; dışarı çıkarmazsa orucu bâtıl olur.
m. 1682- oruçlu olduğunu unutur ve gusül niyetiyle başını suya batırırsa, orucu ve guslü sahihtir.
m. 1683- oruçlu olduğunu bildiği halde kasten gusül için başını suya batırırsa, onun orucu da ramazan orucu
gibi belli vakti olan farz bir oruç olursa, ihtiyaten farz olarak ikinci defa gusül yapmalıdır, orucunu da kaza etmelidir. ama eğer orucu, müstehap bir oruç veya kefâret orucu gibi belli vakti olmayan farz bir oruç olursa, guslü sahihtir, ama orucu bâtıl olur.
m. 1684- boğulmak üzere olan bir kimseyi kurtarmak için başını suya sokan bir kimsenin, boğulanın kurtarması farz bile olsa orucu bâtıl olur.
m. 1685- eğer cünüp olan kimse sabah ezanına kadar kasten gusletmezse veya teyemmüm yapması gerekirken kasten teyemmüm yapmazsa, orucu bâtıldır.
m. 1686- ramazan orucu gibi belli bir vakti olan oruçta başkasının engel olması gibi kasıtlı olmayarak sabah ezanına kadar gusletmez, teyemmüm de yapmazsa, orucu sahihtir.
m. 1687- cünüp olan bir kimse ramazan orucu gibi belli vakti olan farz bir oruç tutmak isterse, vakit daralıncaya kadar kasten bile olsa gusül yapmamışsa, teyemmümle oruç tutabilir; ve orucu sahihtir.
m. 1688- eğer cünüp olan. ramazan ayında gusül etmeyi unutur ve bir gün sonra hatırlarsa, o günün orucunu kaza etmelidir bir kaç gün sonra hatırlarsa, cünüp olarak tuttuğuna yakin ettiği günlerin orucunu kaza etmelidir. meselâ, cünüp olarak üç gün mü, yoksa dört gün mü oruç tuttuğunu bilmezse, üç günlük orucu kaza etmelidir.
m. 1689- ramazan ayı gecesinde gusül veya teyemmümden hiç biri için vakti olmayan kimse kendisini
cünüp ederse orucu bâtıl olduğu gibi kaza ve keffâret de kendisine farz olur. fakat teyemmüme vakti olur ve kendisini cünüp ederse, teyemmümle orucu sahihtir ve günahkâr da sayılmaz.
m. 1690- ramazan ayı gecesinde cünüp olan kimse uyuduğu zaman sabaha kadar uyarlamayacağını bilirse uyumamalıdır; eğer uyur ve sabaha kadar da uyanamazsa orucu bâtıl olduğu gibi kaza ve keffâret de üzerine farz olur.
m. 1691- cünüp olan bîr kimse ramazan ayı gecesinde uyur ve uyanırsa ve ikinci defa uyuduğunda sabah ezanından önce gusül için uyanacağına ihtimal verirse ve uyanmayı alışkanlık edinmişse tekrar uyuyabilir.
m. 1692- ramazan ayı gecesinde cünüp olan bir kimse, uyuduğunda sabah ezanından önce uyanacağını bilir veya ihtimal verirse, eğer uyumadan önce, uyandıktan sonra gusletmeyi kararlaştırmış olur ve bu kararla uyur ve sabah ezanına kadar uykuda kalırsa orucu sahihtir.
m. 1693- ramazan ayı gecesinde cünüp olan bir kimse, uyuduğunda sabah ezanından önce uyanacağını bilir veya ihtimal verirse ve ama uyumadan önce, uyandıktan sonra gusletmesi gerektiğinden gafil olur ve bu durumda uyur, sabah ezanına kadar uykuda kalırsa orucu sahihtir.
m. 1694- ramazan ayı gecesinde cünüp olan ve uyuduğunda sabah ezanından önce uyanacağını bilen veya ihtimal veren bir kimse uyumadan önce, uyandıktan sonra gusletmek istemezse veya gusledip etmeme konusunda tereddütlü olursa eğer uyur ve uyanmazsa orucu bâtıldır.
m. 1695- cünüp olan bir kimse ramazan ayı gecesinde uyur ve uyanır ve ikinci kez uyuduğunda sabah ezanından önce uyanacağını bilir veya ihtimal verirse, eğer uyandıktan sonra gusletmek kararıyla ikinci defa uyuşa ve sabah
ezanına kadar uyanmazsa o günün orucunu kaza etmelidir. ikinci uykudan uyanıp üçüncü kez uyursa da hüküm aynıdır, fakat ihtiyaten farz olarak üçüncü uykuda keffaret de vermelidir.
m. 1696- ihtilam olunan uyku birinci uyku sayılmaz; ondan uyanıp ikinci kez uyursa, ilk uyku hesap edilir.
m. 1697- eğer oruçlu kimse gündüz ihtilam olursa, hemen gusletmesi farz değildir. ama hemen gusletmesi ihtiyaten müstehaptır.
m. 1698- eğer ramazan ayında sabah ezanından sonra uyanır ve ihtilam olduğunu görürse, ezandan önce ihtilam olduğunu anlasa bile orucu sahihtir.
m. 1699- ramazan orucunun kazasını tutmak isteyen bir kimse, sabah ezanına kadar cünüp kalırsa, kasten olmasa bile orucu bâtıldır.
m. 1700- ramazan orucunun kazasını tutmak isteyen bir kimse sabah ezanından sonra uyanıp ihtilam olduğunu görürse ve ezandan önce muhtelim olduğunu bilirse; eğer orucun kazası için vakit dar ise, meselâ, ramazan orucundan beş gün kazaya kalmış olur ve beş gün de sonraki ramazan'a varsa, ihtiyaten farz olarak hem o gün oruç tutmalı ve hem de ramazan'dan sonra onun kazasını tutmalıdır. ama eğer kazanın vakti genişse başka bir gün oruç tutmalıdır.
m. 1701- belli bir vakti olan farz bir oruç ihtiyaten farz olarak ramazan ayının orucu gibidir. dolayısıyla, kasıtlı olarak sabah ezanına kadar cünup kalmak orucu batıl eder ve eğer adak orucu gibi keffaretî de varsa keffaret de farz olur.
m. 1702- eğer ramazan orucu ve onun kazası dışında farz olan bir oruç tutmak isteyen kimse, kasıtlı olmaksızın
sabah ezanına kadar cünüp kalırsa; ister belli bir vakti olsun, ister olmasın orucu sahihtir.
m. 1703- eğer kadın, sabah ezanından önce hayız veya nifas kanından temizlenir ve kasten gusletmezse, ya da vazifesi teyemmüm olduğu halde kasten teyemmüm etmezse orucu bâtıldır.
m. 1704- sabah ezanından önce hayız veya nifas halinden çıkan bir kadının gusül yapmaya vakti olmazsa ve ramazan orucu gibi belli vakti olan bir oruç tutmak isterse, teyemmümle orucu sahihtir, ama sabaha kadar uyanık kalması gerekir. eğer müstehap bir oruç tutmak ister veya keffaret orucu gibi belli vakti olmayan bir farz oruç tutmak isterse, teyemmümle tutamaz.
m. 1705- eğer kadın sabah ezanına yakın hayız veya nifastan temizlenir ve gusül ve teyemmümden hiç biri için vakti olmazsa ya da ezandan önce temizlendiğini ezandan sonra anlarsa, ramazan orucu gibi belli vakti olan bir orucu tutması sahihtir ama ramazan'ın kazasında onun sahih olması sakıncalıdır.
m. 1706- eğer kadın sabah ezanından sonra hayız veya nifas kanından temizlenir ya da günün ortasında hayız ve nifas kanı görürse, akşama yakın olsa bile orucu bâtıldır.
m. 1707- eğer kadın hayız ve nifas guslünü unutur, bir veya bir kaç gün sonra hatırlarsa, tuttuğu oruçlar sahihtir. ama onların kazasını tutması ihtiyaten müstehaptır.
m. 1708- eğer kadın sabah ezanından önce hayız veya nifastan temizlenir, gusül yapmada kusur eder ve sabah ezanına kadar gusletmez, vakit daraldıktan sonra teyemmüm de yapmazsa orucu bâtıldır fakat kusur etmeyip, meselâ, hamamın kadınlara mahsus olmasını beklerse, üç defa uyuyup ezana kadar gusletmese bile teyemmüm ederse, orucu sahihtir.
m. 1709- istihaze halinde olan bir kadın, kendi gusüllerini istihaze bahsinde anlatıldığı üzere yaparsa orucu sahihtir.
m. 1710- mess-i meyyit yapan yani bedeninin bir kısmını ölünün bedeninin bir kısmına değdiren kimse cenazeye dokunma guslü yapmadan oruç tutabilir. eğer oruçlu olduğu halde meyyite dokunsa da orucu bâtıl olmaz.
m. 1711- sıvı bir madde ile tenkiye yapmak, çaresizlik yüzünden ve tedavi için olsa bile orucu bâtıl eder. ama tedavi için sıvı olmayan fitil kullanmanın sakıncası yoktur. ihtiyaten müstehap olarak, onlardan bile sakınılmalı ve ihtiyaten farz olarak sıvı mı, katı mı olduğu şüpheli olan şeyden de sakınmak gerekir.
m. 1712- oruçlu kimse kasten kusarsa, hastalık veya benzeri bir sebepten dolayı kaçınılmaz bile olsa orucu bâtıl eder. fakat farkında olmayarak veya elinde olmayarak kusarsa sakıncası yoktur.
m. 1713- eğer geceleyin, gündüz elinde olmaksızın kusmasına yol açacağını bildiği bir şeyi yerse, ihtiyaten farz olarak o günün orucunu kaza etmelidir.
m 1714- oruçlu olan kimse kusmayı önleyebiliyorsa kendisi için zarar ve meşakkati de olmazsa kusmasını önlemelidir.
m. 1715- oruçlu kimsenin boğazına sinek kaçarsa, eğer onun yutulmasına "yemek" denmeyecek kadar aşağıya kaçmışsa, onu dışarı çıkarmak gerekmez ve orucu da sahihtir. ama eğer bu miktardan aşağı kaçmamışsa ve onu
dışarı çıkarmak da mümkünse, dışarı çıkarmalıdır. eğer bu kusmaya sebep olursa onun kazasını yerine getirmelidir.
m. 1716- eğer unutkanlıkla bir şeyi yutar ve midesine inmeden oruçlu olduğunu hatırlarsa; eğer onu mideye indirmesine yedi denilmeyecek kadar aşağı inmişse çıkarması gerekmez ve orucu da sahihtir. ama eğer boğazın ortalarına veya evveline ulaşmışsa onu dışarı çıkarmalıdır ve buna kusmak da denmez
m. 1717- geğirdiği zaman boğazından bir şey geleceğine yakini olan bir kimse kasden geğirmemelidir; bir şey geleceğine yakini olmazsa sakıncası yoktur.
m. 1718- oruçlu kimse geğirir ve elinde olmayarak boğazına veya ağzına bir şey gelirse, onu dışarıya dökmelidir. eğer elinde olmayarak geriye dönse de, orucu sahihtir. ama onun kazasını yerine getirmek ihtiyaten müstehaptır.
m. 1719- eğer insan kasten ve ihtiyari olarak orucu bâtıl eden şeylerden birini yaparsa, orucu bâtıl olur. ancak kasten olmadığı takdirde sakıncası yoktur, bu konuda ister farz oruç olsun, ister müstehap, ister ramazan orucu olsun ister ramazan orucu olmasın fark yoktur. fakat cünüp, - 1640- meselede tafsilatıyla anlatıldığı üzere- uyur ve sabah ezanına kadar gusletmezse orucu bâtıldır.
m. 1720- oruçlu kimse orucu bâtıl eden şeylerden birini farkında olmayarak yapar ve orucu bozuldu zannıyla bunlardan birini tekrar yaparsa orucu bâtıl olur.
m. 1721- oruçlunun boğazına zorla bir şeyi dökerlerse veya zorla onun kafasını suya daldırırlarsa, orucu bozulmaz.
fakat kendi orucunu bâtıl etmeye mecbur ederlerse meselâ ona, orucunu bozmadığın takdirde malına ve canına zarar vereceğiz derler, o da zararı önlemek için bir şey yerse orucu bâtıl olur.
m. 1722- oruçlu kimse, boğazına bir şey dökeceklerini veya onu orucunu bozmaya mecbur edeceklerini bildiği bir yere gitmemelidir. ama eğer gitmek ister, gitmezse ya da gittikten sonra bir şey yedirtmezlerse orucu sahihtir. çaresizlik yüzünden orucu bozan bir iş yaparsa, önceden mecbur olacağını bilse de orucu batı! olur.
m. 1723- bir kaç şey oruçluya mekruhtur onlardan bir kısmı şöyledir:
1-göze ilaç dökmek.
2- sürme çekmek -eğer tadı veya kokusu boğaza yetişirse-.
3- 'za'f, dayanamamazlık getirici bir iş yapmak; kan aldırmak ve hamam yapmak gibi.
4- enfiye çektirmek -eğer boğazına yetişeceğini bilmezse. eğer boğazına ulaşacağını bilirse, caiz değildir.
güzel kokulu bitkileri koklamak.
kadının suda oturması.
fitil kullanmak.
üzerindeki elbiseyi ıslatmak.
ağzın kanamasına sebep olan bir iş yapmak - diş çektirmek gibi-,
10- islak ağaçla misvak yapmak.
11- insanın, meni getirme kastı olmaksızın kansını öpmesi veya şehvetini uyandıracak bir iş yapması ki, bu işlerde meni gelmesine alışkın olmaması gerekir. ama eğer
meni getirme kastı olursa ve meni de gelirse orucu bâtıl olur.
m. i 724- eğer ramazan orucunda kasten kusarsa yalnızca o günün kazasını tutmalıdır. 1640. meselede açıklandığı gibi gece cünüp olur, üç defa uyanır ve uyursa, sabah ezanına kadar da uyanmazsa, kasten tenkiye yaparsa, başını suya daldırırsa veya allah'a ve peygambere (s.a.a) yalan bir sözü nispet verirse ihtiyaten farz olarak keffaret de vermelidir. ama bunlardan başka orucu batıl eden diğer şeylerden birini kasten yaparsa, o işin orucu batıl ettiğini biliyorduysa kaza ve keffâret onun üzerine farz olur
m. 1725- meseleyi bilmeyişi yüzünden orucu bozan bir işi yaparsa, eğer meseleyi öğrenebilir idiyse ihtiyaten keffâret onun üzerine farz olur. ama öğrenemeyeceği bir meseleyse veya asla farkına varmadığı bir meseleyse ya da o işin orucu bozmadığına yakin etmiş bulunuyorduysa keffâret ona farz olmaz.
m. 1726- ramazan orucunun keffareti üzerine farz olan kimse, bir köle azad etmeli ya da sonraki meselede anlatıldığı üzere iki ay oruç tutmalı veya altmış fakiri doyurmalı veya altmış fakirden her birine bir mudd, yani yaklaşık on sir (750 gr.) taam yani buğday veya arpa ya da benzeri şeyler vermelidir. eğer bunları vermek mümkün olmazsa 18 gün oruç tutmakla elinden geldiği miktarda fakire taam vermek arasında serbesttir. ama eğer bunu da veremezse, bir kere "esteğfirullah" demekle de olsa
istiğfar etmelim ve ihtiyaten farz olarak ne zaman gücü yeterse keffâreti vermelidir.
m. 1727- iki ay ramazan orucunun keffaresini tutmak isteyen bir kimse, onun otuz bir gününü peş peşe tutmalıdır; eğer ondan sonrası peş peşe olmazsa sakıncası yoktur.
m. 1728- iki ay ramazan orucunun keffaretini tutmak isteyen bir kimse peş peşe tutacağı otuz bir günün, kurban bayramı gibi oruç tutulması haram olan bir güne rastlayacağı bir şekilde başlamamalıdır.
m. 1729- peş peşe oruç tutması gereken bir kimse, bu günlerin arasında mazereti olmaksızın bir gün oruç tutmazsa veya oruç tutması farz olan - meselâ oruç tutmayı nezir ettiği- bir güne rastlayacak bir şekilde başlarsa, oruçları tekrar baştan tutmalıdır.
m. 1730- peş peşe oruç tutması gereken günlerin arasında hayız, nifas, mecburi yola çıkmak gibi bir mazeret çıkarsa, bu mazeretler bertaraf olduktan sonra oruçları baştan alması gerekmez; bu mazeretleri bertaraf olduktan sonra orucun kalan kısmını tutar.
| Back | Index | Next |