Back Index Next

m. 240- yüzü veya eli, normalden küçük veya büyük olan kimse, normal halkın yüzü nereye kadar yıkadığına dikkat edip yüzünü oraya kadar yıkamalıdır. eli ve yüzü, her ikisi normal dışı aksine olur, ama birbirine uyumlu olursa normale dikkat etmesi gerekmez ve önceki meselede söylendiği şekilde abdest alır; yine alnında saç bitmişse veya başının ön tarafında saç yoksa alını normal miktarda yıkar.

m. 241- kaşlarında, göz kenarlarında ve dudaklarında suyun geçmesine mani olacak kir veya başka bir şey olduğuna ihtimal verirse ve bu ihtimali halka göre yerinde bir ihtimal ise abdest almadan önce araştırmalı ve eğer engel varsa gidermelidir.

m. 242- eğer yüzünün derisi sakalının arasından görünüyorsa suyu deriye ulaştırmak gerekir, eğer göriinmüyorsa sakalın altına su ulaştırmak gerekmez sakalı yıkamak yeterlidir.

m. 243- sakalı arasından yüzün derisinin görünüp görünmediğinde şek ederse, sakalı yıkaması ve suyu deriye ulaştırması ihtiyaten farzdır.

m. 244- burunun içini, ve göz ve dudağın kapalı olduğu zaman görünmeyen miktarını yıkamak farz değildir, ama; yıkanması gereken yerlerin kalmadığına yakin etmesi için bunlardan bîr miktarını yıkamak gerekir.

m. 245- ihtiyaten farz olarak yüzü ve elleri yukardan aşağıya yıkamak gerekir; eğer aşağıdan yukarıya yıkarsa abdest batıl olur. elleri de dirsekten parmak uçlarına doğru yıkamalıdır

m. 246- eğer elini yaslayıp yüzüne ve kollarına çekerse, elindeki yaşı, elini yüz ve koluna çektiğinde biraz su akacak kadar olursa yeterlidir.

m. 247- yüzünü yıkadıktan sonra sağ elini, daha sonra sol elini dirseklerden parmaklarının ucuna kadar yıkamalıdır.

m. 248- dirseklerin tam olarak yıkandığına yakin etmek için, dirseklerin biraz üstünü de yıkamak gerekir.

m. 249- yüzünü yıkamadan önce ellerini bileklerine kadar yıkayan kimse abdest alırken dirsekten parmak uçlarına kadar yıkamalıdır; eğer yalnızca bileklerine kadar yıkarsa abdesti batıl olur.

m. 250- abdeste, yüzü ve elleri bir defa yıkamak farz, iki defa yıkamak caiz, üç ve ondan fazlası haramdır. eğer abdest kastıyla döktüğü bir avuç suyla bir uzvun bütünü yıkanırsa, bir defa olduğunu ister kastetsin ister etmesin bir defa hesap olur.

m. 251- her iki kolunu yıkadıktan sonra elinde kalan abdest suyunun ıslaklığı ile başının Ön kısmını meshetmelidir, sağ eliyle olması ve yukardan aşağıya doğru meshedilmesi gerekmez.

m. 252- alın hizasına düşen başın dört kısmından bir kısmı mesh yeridir. bu kısmın her yeri ne kadar meshedilse yeterlidir. ancak, bir parmak uzunluğunda ve üç kapalı parmak eninde meshedilmesi ihtiyaten müstehaptır.

m. 253- başın derisine meshetmek gerekmez, başın ön kısmındaki saçların üzerine de meshedilmesi sahihtir, ama başının ön kısmındaki saçları, taradığı zaman alnının bir kısmına dökülecek veya başın diğer taraflarına ulaşacak kadar uzun olan kimse saçlarının dibine veya saçlarını aralayarak başın derisini meshetmelidir, eğer yüzüne dökülen veya başının diğer taraflarına ulaşan saçlarını başının ön tarafında toplar ve onlar üzerini meshederse veya başının diğer yerlerine ait olup ön tarafına gelmiş o!an saçların üzerini meshederse batıldır.

m. 254- başı meshettikten sonra elinde kalan abdest suyu ıslaklığı ile ayaklarının üzerini parmakların birinin ucundan ayak üzerindeki şişkinliğe kadar meshetmelidir.

m. 255- ayağa yapılan meshin genişliği ne kadar olsa yeterlidir, ama ihtiyaten müstehap olarak elin. içinin tümüyle ayağın üzeri meshedilmelidir.

m. 256- ihtiyaten farz olarak ayaklan meshederken elini parmakların ucuna koymalı ve tedricen meshetmeli. elin hepsini ayağın üzerine koyup biraz çekmesi doğru değildir.

m. 257- başa ve ayak üzerine yapılan meshetmede eli onların üzerine çekmeli eğer elini durdurur başı ve ayağını çekerse abdest batıldır, ama elini çekerken baş veya ayak birazcık hareket ederse sakıncası yoktur.

m. 258- meshedilecek yerin kuru olması gerekir; meshedîlecek yer, eldeki ıslaktık tesir etmeyecek kadar yaş olursa mesti batıldır; ama ondaki ıslaklık, meshden sonra meshedîlen yerde görülen ıslaklık, eldeki ıslaklığa aittir söylenecek kadar az olursa sakıncası yoktur.

m. 259- elinin içinde ıslaklık kalmamışsa meshetmek için dışarıdaki su ile elini ıslatamaz; diğer abdest azalarından ıslatır ve onunla mesheder.

m. 260- eğer elinin içindeki ıslaklık yalnızca başını meshedecek kadar ise o ıslaklıkla başını meshedip ve ayaklarını meshetmek için diğer abdest azalarından elini ıslatabilir.

m. 261- çorap ve ayakkabının üzerinden meshetmek batıldır; ama şiddetli soğuk, hırsız, yırtıcı hayvan tehlikesi ve benzeri şeyler nedeniyle ayakkabı veya çorabını çıkaramazsa onların üzerini meshetmesinin sakıncası yoktur, eğer ayakkabısının üzen necis ise onun üzerine temiz bir şeyi koyar ve o şeyin üzerini mesheder.

m. 262- eğer ayağın üzeri necis olursa ve mesh için yıkayamazsa teyemmüm etmelidir

irtimasi abdest

m. 263- îrtiması abdest, insanın, yüzünü ve ellerini (yukardan aşağıya yıkamaya dikkat ederek) abdest niyetiyle suya daldırmasına veya onları suya daldırdıktan sonra abdest niyetiyle sudan çıkarmasına denir. ellerini suya daldırırken abdeste niyet eder ve onları sudan çıkarıp sulan dökülünceye kadar niyetinde sabit kalırsa, abdesti sahihtir.

m. 264- iltiması abdestte de yüz ve ellerin yukarıdan aşağı yıkanması gerekir. eğer yüz ve elleri suya daldırırken abdeste niyet ederse, yüzü alın tarafından ve elleri dirsek

tarafından suya daldırmalıdır. eğer sudan çıkarırken abdeste niyet ederse; yüzü alın tarafından ve elleri dirsek tarafından çıkarmalıdır.

m. 265- abdestte, azaların bazısını irtiması ve bazısını da gayr-i irtiması olarak yıkamanın sakıncası yoktur.

abdest alirken okunmasi müstehap olan dualar

m. 266- abdest alan kimsenin, gözü suya iliştiğinde şu duayı okuması müstehaptır:

abdestten önce ellerini yıkarken de:

mazmaza yaparken, yani suyu ağzında dolaştırırken: istin şak yaparken, yanı burnuna su çekerken:

yüzünü yıkarken:

sağ elini yıkarken:

sol elini yıkarken:

başına meshederken:

ve ayağına meshederken de

dualarını okuması müstehaptır.

abdestin Şartlari

abdestin sahih olmasının on üç şartı vardır:

1- abdestin suyu temiz olmalıdır.

2- su mutlak olmalıdır.

m. 267- necis su ve muzaf su ile abdest batıldır. hatta insan, onun necis veya muzaf olduğunu bilmezse yahut unutursa yine de batıldır. eğer o abdestle namaz da kılmışsa o namazı yeniden sahih abdestle kılması gerekir.

m. 268- eğer, abdest almak için çamurlu muzaf sudan başka bir su yoksa ve namazın vakti de daralmışsa teyemmüm etmeli; eğer vakit genişse, suyun durulanıncaya kadar sabredip abdest almalıdır.

3-   abdest suyu mubah olmalıdır.

m. 269- gasp edilmiş suyla veya sahibinin razı olup olmayacağı belli olmayan su ile alınan abdest haram ve batıldır. ama Önce razı idiyse ve bu razılığından vazgeçip geçmediğini insan bilmezse abdest sahihtir. yine, yüz ve ellerindeki abdest suyu gasp edilmiş bir yere dökülürse abdesti sahihtir.

m. 270- insan, herkes için mi, yoksa medresenin talebeleri için mi vakfedildiğini bilmediği bir medresenin havuzundan normal olarak halk da abdest alıyorsa ve halkın abdest alması genel bir iznin olduğunu gösterirse o havuzundan abdest almasının sakıncası yoktur.

m. 271- bir kimse, namaz kılmak istemediği bir caminin havuzunun bütün halk için mi yoksa orda namaz kılanlar için mi vakfedildiğini bilmezse, o havuzdan abdest alamaz. ama eğer normal olarak orda namaz kılmak istemeyen kimseler de o havuzdan abdest alıyorlarsa, ve halkın abdest alması genel bir iznin olduğunu gösterirse o havuzdan abdest alabilir.

m. 272- hanların, otellerin ve benzeri yerlerin havuzlarından eğer normalde oralarda oturmayan kimseler de abdest alıyorlarsa ve onların abdest almasından genel bir iznin olduğu anlaşılırsa orada oturmayan bir kimsenin abdest alması sahihtir.

m. 273- insan, sahibinin razı olduğunu bilmese bile büyük nehirlerden abdest almanın sakıncası yoktur; ama sahipleri abdest almayı yasaklamışsa, ihtiyaten farz olarak onların suyuyla abdest almamalıdır.

m. 274- bir suyun gasp edilmiş olduğunu unutarak onunla abdest alırsa sahihtir.

4- abdest suyunun kabı mubah olmalıdır.

5- abdest suyunun kabı altın veya gümüş olmamalıdır.

m. 275- abdest suyu, gasp edilmiş bir kap da olur ve ondan başka da su olmazsa teyemmüm etmelidir; eğer gasp edilmiş kap deki suyla abdest alırsa batıldır; ve eğer başka bir mubah suyu varsa o gasp edilmiş kapta iltiması abdest alırsa veya o kapla suyu eline ve yüzüne dökerse abdesti batıldır. ama eğer avucuyla o kaptan suyu alır yüzüne ve ellerine dökerse, abdestti sahihtir. ama gasp edilmiş kabı kullandığı için haram işlemiştir. altın ve gümüş kaptan abdest almak da ihtiyaten farz gereği gasp edilmiş kapta abdest almak gibidir.

m. 276- Örneğin, bir tuğlası veya bir taşı gasp edilmiş olan bir havuzda abdest alırsa, sahihtir.

m. 277- Önceden mezarlık olup imamlardan veya imam zadelerden birine ait olan avluda havuz yaparlar veya ırmak akıtırlarsa eğer o avlunun mezarlık için vakfedildiği bilinmezse o havuz ve ırmakta abdest almanın sakıncası yoktur.

6- abdest uzuvları, yıkarken ve meshederken temiz olmalıdır.

m. 278- abdest tamamlanmadan önce yıkadığı veya meshettiği bir yer necis olsa abdest sahihtir.

m. 279- bedeninin abdest uzuvlarından başka bir yeri necis olsa abdest sahihtir. ama, eğer idrar veya gâit mahallini yıkamamışsa, önce onu temizlemesi ve daha sonra abdest alması daha iyidir.

m. 280- abdest uzuvlarından biri necis olursa ve abdestten sonra, abdestten önce orayı yıkayıp yıkamadığında şek ederse, eğer abdest alırken oranın temiz veya necis olduğuna dikkat etmemişse abdesti batıldır. eğer dikkat ettiğini bilir veya dikkat edip etmediğinde şek ederse abdesti sahihtir. her halükarda necis olan yeri yıkamalıdır.

m. 281- yüzde ve ellerde kanaması durmayan ve suyun zararı dokunmayan kesiklik veya bîr yara olursa kür veya akar suya daldırıp kan kesilmeye kadar sıkmalı, daha sonra söylendiği şekilde irtimasi abdest almalıdır.

7-   abdest ve namaz için yeterli vaktin olması.

m. 282- abdest aldığı taktirde namazın hepsi veya bir miktarı vaktinden sonraya kalacak kadar vakit daralmışsa teyemmüm etmeli, ama teyemmüm ve abdest için aynı ölçüde vakit gerekiyorsa abdest almalıdır.

m. 283- namaz vaktinin darlığı yüzünden teyemmüm etmesi gereken kimse teyemmüm yerine abdest alırsa, ister o namaz için abdest alsın, ister başka bir iş için abdestti sahihtir.

8-   abdesti, kurbet kastıyla, yani alemlerin rab binin emrini yerine getirmek için almalı, serinlemek için veya başka bir amaçla abdest alırsa batıldır.

m. 284- abdestin niyetini diliyle söylemesi veya kalbinden geçirmesi gerekmez, ama abdest aldığı süre boyunca "ne yapıyorsun" dendiğinde, "abdest alıyorum" diyebilecek kadar yaptığı işin farkında olmalıdır.

9-   abdesti, söylendiği tertibi üzere alması; yani, önce yüzü, sonra sağ kolu, sonra sol kolu yıkamalı, ve ondan sonra başı sonra da ayaklan meshetmeli, ve ihtiyaten farz olarak sağ ayağı da sol ayaktan önce meshetmelidir. bu tertibe göre abdest almazsa batıldır.

10- abdest işlerini peş peşe yapmalıdır.

m. 285- abdest işleri arasında, bir yeri yıkamak veya meshetmek istediğinde ondan önce yıkadığı veya meshettiği yerin ıslaklığı kuruyacak kadar ara verirse abdest batıldır. fakat yalnızca yıkamak veya meshetmek istediği yerden önceki yerin ıslaklığı kurursa, mesela, sol kolunu yıkarken

sağ kolunun ıslaklığı kurur da yüzünün ıslaklığı durursa abdesti baştan alması daha iyidir.

m. 286- abdest işlerini peş peşe yapmasına rağmen, havanın sıcaklığı veya bedenin aşırı harareti ve benzeri sebeplerden dolayı ıslaklık kurusa abdesti sahihtir.

m. 287- abdest arasında yürümenin sakıncası yoktur. buna göre eğer yüzünü ve kollarını yıkadıktan sonra birkaç adım yürür ve sonra başını ve ayağını meshederse abdesti sahihtir.

11- yüz ile kolların yıkanmasını ve baş ile ayakların meshinî insanın kendisi yapmalıdır; başka birisi ona abdest aldırırsa veya yardım ederse abdesti batıldır.

m. 288- abdest alamayan kimse, kendisine abdest aldırması için bir yardımcı tutmalıdır. yardımcı ücret isterse, imkanı olursa, vermelidir. ama hem kendisi ve hem de yardımcı abdest niyeti etmeli ve kendi eliyle meshetmelidir. eğer yapamazsa, yardımcısı onun elinden tutmalı ve meshedilecek yerin üzerine çekmelidir. bu da mümkün olmazsa yardımcı onun elindeki ıslaklıktan alarak başını ve ayaklarını meshetmeli ve eğer mümkünse ihtiyaten farz olarak teyemmüm de yapmalıdır.

m. 289- abdest amellerinden hangisini tek başına yapabiliyorsa onu kendisi yapmalı ve yardım almamalıdır.

12- su kullanmanın abdest alan için bir sakıncası olmamalıdır.

m. 290- abdest aldığında hastalanacağından veya suyu abdest için kullandığında susuz kalacağından korkan kimse ihtiyaten farz olarak abdest almamalıdır. fakat abdestin kendisine zarar vereceğini bilmeyip abdest alır ve sonra da zararı olduğunu anlarsa abdesti sahihtir. ama ihtiyaten müstehap olarak o abdestle namaz kılmamalıdır ve

teyemmüm etmelidir ve eğer o abdestle namaz lalmışsa, bir daha kılması ihtiyaten müstehaptır.

m. 291- abdestin sahih olduğu miktarda az bir suyla yüzünü ve ellerini yıkadığında zararı olmaz da ondan fazlasının zararı olursa, o miktar suyla abdest almalıdır

13- abdest uzuvlarında suyun bedene ulaşmasını önleyecek bir engel olmamalıdır.

m. 292- abdest uzuvlarına bir şeyin yapıştığını bilir ama onun, suyun ulaşmasına engel olup olmadığında şek ederse, onu gidermeli veya suyu onun altına ulaştırmalıdır.

m. 293- eğer tırnağın altı kirli olursa, abdeste sakıncası yoktur. ama tırnağı keserlerse, abdest için kirlerin temizlenmesi gerekir. yine eğer tırnak normalden uzun olursa ve onun altındaki kir bedenin zahirî sayılıyorsa, normalden uzun olan miktarın altındaki kir bertaraf edilmelidir.

m. 294- yüzde, ellerde, başının önünde ve ayakların üzerinde yanık veya başka bir sebepten dolayı şişkinlik oluşursa onun üzerini yıkamak veya meshetmek yeterlidir. eğer delinmiş olursa suyu derinin altına ulaştırmak gerekmez. hatta derinin bir kısmı soyulmuş olursa, soyulmamış kısmının altına suyu ulaştırmak gerekmez. ama soyulmuş deri, bazen bedene yapışıyor bazen kalkıyorsa, koparılmalı veya suyu onun altına ve üstüne ulaştırmalıdır.

m. 295- insan, abdest uzuvlarına bir şeyin yapışıp yapışmadığında şek ederse, eğer onun ihtimali halkın nazarında yerinde bir ihtimal sayılırsa, mesela; çamurla uğraştıktan sonra çamurun eline yapışıp yapışmadığında şek ederse uzuvlarım incelemeli ve bulursa gidermeli yahut bertaraf olduğuna veya suyun onun altına geçtiğine kanaat getirinceye kadar elini sürtmelidir.

m. 296- yıkanması ve meshedilmesi gereken bir yer, her ne kadar kirli olursa olsun, kir suyun bedene işlemesine engel olmazsa sakıncası yoktur; yine badana ve benzen işlerden sonra el üzerinde kalan ve suyun deriye işlemesine engel olmayan beyazlıklar da sakıncasızdır. ama bunların bulunmasıyla, suyun bedene ulaşıp ulaşmadığında şek ederse onları temizlemesi gerekir.

m. 297- abdestten önce, abdest uzuvlarının bazısında suyun ulaşmasını Önleyecek bir engelin olduğunu bilir ve abdestten sonra da, abdest anında suyu oraya ulaştırıp ulaştırmadığında şek ederse, abdesti sahihtir.

m. 298- abdest uzuvlarının bazısında, suyun bazen kendiliğinden altına geçtiği bazen geçmediği bir engel olur ve insan, abdestten sonra onun altına suyun geçip geçmediğinde şek ederse; eğer abdest alırken suyun altına geçtiğinin farkında olmadığını bilirse, yeniden abdest almalıdır.

m. 299- abdestten sonra, abdest uzuvlarında suyun geçmesini önleyecek bir engel olduğunu görür ve abdest zamanı var olduğunu, yoksa sonradan mı ortaya çıktığını bilmezse, abdesti sahihtir. ama abdest zamanı o engelin farkında olmadığını bilirse, yeniden abdest alması ihtiyaten farzdır.

m. 300- abdestten sonra, abdest uzuvlarında suyun geçmesini Önleyecek bir engelin olup olmadığında şek ederse, abdest sahihtir.

abdest hükümleri

m. 301- abdest amellerinde ve abdestin şartlarında - suyun temiz olması ve gasp edilmiş olmaması gibi- çok şek eden bir kimse, kendi şüphesine itina etmemelidir.

m. 302- abdestinin batıl olup olmadığında sek ederse, batıl olmadığını kabul eder. ama idrardan sonra istıbra yapmadan abdest almış ve abdestten sonra da idrar olup olmadığını bilmediği bir yaşlık belirirse, abdesti batıldır.

m. 303- abdest alıp almadığında şek eden kimse, abdest almalıdır.

m. 304- abdest aldığını ve kendisinden de idrar gibi abdesti bozan bir şeyin çıktığını bilen kimse, hangisinin önce olduğunu bilmezse, eğer namazdan önce ise yeniden abdest almalı, eğer namaz arasında ise namazı bırakıp abdest almalıdır ve eğer namazdan sonra ise abdest almalı ve kıldığı namazı yeniden kılmalıdır.

m. 305- namazdan sonra, abdest alıp almadığında şek ederse namazı sahihtir; ama sonraki namazlar için abdest alması gerekir.

m. 306- namazdayken abdest alıp almadığında şek ederse, namazı batıldır; abdest alıp namaz kılmalıdır.

m. 307- namazdan sonra, abdestinin namazdan önce mi yoksa sonra mı batıl olduğunda şek ederse, kıldığı namaz sahihtir.

m. 308- bir hastalık nedeniyle insandan damlalar halinde idrar gelirse veya gâit inin çıkmasına engel olamazsa; eğer namazın ilk vaktinden son vaktine kadar abdest alıp namaz kılacak miktarda fırsat bulabileceğine yakin ederse, namazı fırsat bulduğu vakit kılmalıdır; fırsatı yalnızca namazın farzlarına yetecek kadarsa, fırsat bulduğunda yalnızca namazın farzlarını yerine getirmeli, ezan ve ikamet gibi müstehap olan şeyleri terk etmelidir.

m. 309- abdest ve namaz miktarıca fırsat bulamayan ve namaz esnasında bir kaç defa kendisinden idrar gelen kimse eğer zor değilse su kabını yanına koymalı ve idrar geldiğinde her defasında ihtiyaten farz olarak abdest almalı ve namazın geri kalan kısmını kılmalıdır. yine hastalığı nedeniyle namaz esnasında kendisinden bir kaç defa gâit gelen kimse eğer her defasında abdest alması zor değilse yanına bir su kabı bırakmalı ve gâit geldiğinde abdest alarak namazına kaldığı yerden devam etmelidir.

Back Index Next